Kayıkta Paranoya

Rampayı çıkıp köy meydenına vardım.

kapikiri

kapikiri heraklia


Kahveye oturup soda içerken köylülerden çadır kurulabilen yerler hakkında bilgi almaya başladım. Göl kıyısına kuruyormuş genelde gelenler. Bu arada fazla turist yoktu etrafta çünkü buranın mevsimi bahar ayları. Yazın hiç esmiyor ve sıcak dayanılacak boyutta değil.

Hemen geri aşşağı inip göl kıyısını gezmeye başladım. Şöyle bir çeşme vardı.

kapikiri
























Daha sonra bu çeşmenin dibinde büyük bir yılan görecektim. Gördüğümde oda beni yeni farketmiş ve kaçıyordu. Zaten zehirli olmadığı renginden belliydi.

Göl kıyısını biraz dolaştıktan sonra balıkçı teknelerini bağladıkları alana çadırı kurdum. Zaten çok fazla seçenek yok çadır kurmaya uygun. Kıyıdaki küçük restoran-pansiyon tipi yerlerinde bahçelerinde camping alanları var.

heraklia


Sonra marketten bişeyler almak için tekrar köye çıktım.  İnerken yukardan birinin hulaaa hulooo diye seslendiğini duydum. Durdum yanıma geldi. Gel bi gidip gelek dedi. He? dedim. Gel bi kayıkla gidip gelek dedi. Hu? dedim. Önce turist rehberi felan sandım kayıkla gölü gezdiren. Yok dedi balıkçıyım ağ atcam, kürek çekecek adam lazım. Sende gezmiş olursun. İyi madem yemek yiycem şimdi ama bekler misin dedim, Gel kayıkta yersin dedi.

Biraz konuştuk kürek çekebilir misin zor gelmesin felan diye. Ayıbettin ya dedim. Bindik tekneye ve şu motoru çalıştırıp yola koyulduk.

motor
























Kayıkta yemeği yedikten sonra fotoğraf çekmeye başladım. Hızlı gittiğimiz için bulanık biraz.

heraklia

heraklia

herakleia

kapikiri bafa


Düşündüğümden çok daha fazla uzaklara gitmeye başlamıştık. Göl zaten çok büyüktü ve biz yarısına gelmiştik nerdeyse. O an adamı hiç yoklamadığımı farkettim. Normalde yoklarım karşımdaki adamı kimdir nedir diye ama çok ani gelişmişti olay. Kayıktayken de yoklayıp konuşarak kontrolüm altına alırdım ama motorun gürültüsü bütün iletişim imkanını bitiriyordu. Sadece işaretle anlaşabiliyorduk. Ve tamamen ıssız bir yerde tanımadığım bir adamla konuşma imkanı olmadan başbaşaydım.

Hemen kayığın içini incelemeye başladım. Boğuşma felan olursa silah olarak kullanabileceğim bişey arıyordum. Küçük tüp vardı kayıkta. Küçük tüplerin demir başlığı olur sivri uçları olan. Tamda böyle ele oturacak bişey. Tamam dedim öyle bi durum olursa bu işimi görür.

Biraz daha ilerledikten sonra durduk. Motorun gürültüsü kesilip konuşmaya başlayınca paranoya da bitti. Her balıkçının belli bir bölgesi varmış. Memet abinin bölgede buraymış. Aldım kürekleri elime ben yavaş yavaş kayığı ilerletirken oda önde durmuş ağı salıyordu. İşin inceliği dümdüz değilde kıvrımlı kıvrımlı ilerlemekte. Ağ kıvrımlı şekilde uzanınca daha çok balık geliyormuş. Baya becerdim zaten uzun zamandır yolda olduğumdan fiziksel kondisyonum yerindeydi.

Bu şekilde 3 tane ağ attık. Dönerken biraz daha foto çektim.

heraklia

latmos

heraklia

herakleia

kapikiri latmos


Sonra anlatcam bu yapıların ne olduğunu.

Döndüğümüzde havanın kararmasına iki saat felan vardı. Sahildeki kaya restoranda oturup çay içtikten sonra ertesi gün erkenden kalkıp ayrıntılı bir şekilde gezmek üzere çadıra gidip yattım.