Ana yola çıktıktan sonra az gittim uz gittim ve Kansas City'deki Joe amcanın at çiftliğine vardım.
Şaka şaka burası Kansas city değil Pamucak. Dikkatli bakarsanız görebileceğiniz atlarda Joe amcanın değil turistleri gezdirdikleri atlar. Gördüğünüz gibi çok az ağaç var heryer çalılık. Yol beni sakin bir yer istiyorsun ha? al sana sakin yer dercesine buraya getirmişti.
Hemen bu çalılıkların arasına ama sahile yakın bir yere çadırımı kurdum. En yakın market 1km buraya ve fiyatlar çok pahalı. Sahildede 2 tane kafe tarzı yer var.
Çektiğimde karanlık olmaya başlamıştı ama işte bomboş ve uçsuz bucaksız sahil.
Çadırı kurduğum alanda yukarda gördüğünüz atları gezdiriyolar. At boku var çünkü bazı yerlerde. Önce tereddüt ettimde sabah uyurken gelip at ezermi beni diye ama bunlar karanlıkta uçurumu farkedip duran hayvanlar. Yapar mı hiç öyle şey.
Hemen yatıp ertesi gün erkenden kalktım. Yiyecek bir şey kalmamıştı ve buradaki tek bakkal çok pahalı olduğu için 5 km uzaklıktaki Selçuğa gitmem gerekiyordu. Bimden alış verişimi yapıp döndüm.
Ağaç olmadığı için güneşten korunmanın tek yolu çalıların içine girmekti. Çadırın hemen yanındaki çalıların içinden çektim bu fotoğrafı. Fiore de çalıların yanında yatıyor.
Fioreyi böyle uzanmış görünce Tom Waits'in çok sevdiğim şarkısını biraz değiştirerek mırıldanmaya başladım. Broken bicycle, shining on the sun. Hey yavrum be.
Bu günlüğü yazmaya başladığım yerde bura oluyor işte.



