Doğan bey köyüne doğru yol düz ve sakindi. Yakınlarında bir köyden geçerken tekerim patladı. Hemen kenara çekip yama yapmak için mola verdim.
Ben yamayı yaparken yanıma bu 3 arkadaş geldi.
En arkadaki Barış 4 e gidiyormuş. Ortadaki Tülinin babası muhtarmış. Öyle bi söylediki çatır çatır çatladım orta yerimden benim babam niye muhtar değil diye. En baştaki Hayalde kuaför olacakmış. Saçlarının modelinden belli zaten.
Birkaç köy geçtikten sonra Doğanbey sapağına vardım. Yol dağlara doğru gidiyordu ve uzaklardan doğanbey köyü kendini göstermişti.
Bir günde yeterince macera yaşamıştım. İnsan kemikleri, kaçak girilen bir antik şehir ve şimdide değişik bir durumu olduğu belli olan bu köy. Uzun rampayı yürürken köye vardığımda neyle karşılaşacağımı tahmin edemiyordum.
Internetten kısa bir araştırma yaptığımda rum evleri olan bir köy. deniyordu. Ayvalıktan alışığım rum evlerine. Ama bu köyde daha değişik bişeyler vardı
Köye girdiğimde daha sonra bahçesine çadır kuracağım yıkık bir okul karşıladı beni. Etrafta kimsecikler yoktu ama evlerde yaşam olduğu belliydi. Fotoğraf çekmeye başladım. Evlerin hiçbiri birbirine benzemiyor.
Biraz daha ilerleyip şu yeşil kapıdan geçince karşıma çıkan uyarı levhaları durumu anlamama yetti.
Burası öyle az bilinen keşfedilmemiş bir köy değil demekki. Bende salak gibi gizemli bilinmeyen biyer keşfettim sanıyorum. Yaşayanlar var ve turistte geliyor. Ama etrafta kimse yok.
Biraz daha ilerleyince kapısının önünü sulayan bir bayanla karşılaştım. Meraba dedim. Meraba dedi. Foto çekmek için izin isteme gereği duydum. Sonuçta burası müze değil kendi özel evi. Zaten sokakta yok bahçesinin önünden geçiyosun. Çekebilirsin tabi dedi ama bu konuda biraz dertli olduğu belliydi. Valla çok güzelmiş bura ben buranın adını söylemiyim kimseye dedim. Güldü bayan bu arada arkada masasında oturmuş uzun beyaz saçlı amca gel sen otur yanıma dedi. Gittim oturdum.
Boğaziçi üniversitesi elektrik elektronik bölümünde profesörmüş Ahmet amca. Rakısını içiyordu. Niye söylemiycekmişsin söyle dedi. Önce başladı tarihini anlatmaya.
Burası taa antik zamandan beri yerleşim yeri olarak kullanılmış. Eski adı Domatia. Mübadele sırasında Rumlarla Türkler yer değiştirmiş buraya Türkler yerleştirilmiş. Ticaret yeri olarak kullanılıyormuş. Ama ekilecek yeri geçim kaynağı olmadığı için buradaki köylüler biraz daha aşağılara denize doğru Yeni Doğanbey köyünü kurup taşınmış.
Sonra yıkık bir şekilde kalan bu köyü aralarında profların milletvekillerinin mimarların olduğu bir grup insan yeniden planlayıp restore edip baştan yaratmış. Ahmet amcada bunun öncüsü.
Gelelim tabelalara. Burası turist gezdiren turlar tarafından bilinen benim gibi çevreyi dolaşan insanlar tarafından kolayca bulunan bir yer. Öyle gizli bir yanı yok. Zaten entel köy efe köye karşı filminin bir kısmıda burda çekilmiş. Ama fotolardan gördüğünüz gibi burada yaz kış kalan 8 aile ve yazları gelen ev sahipleri var.
Şimdi buraya gelen insanlar turistik bir açık hava müzesi gezdiğini sanabiliyor. Ama burası onların mahallesi kapısının önü. Gelenlerden bazılarının nasıl tantana yaptığı nasıl uygunsuz davrandıklarını tahmin edebiliyorsunuzdur. Bu tabelalarda gayet anlaşılabilir o yüzden. Giderseniz sakin sakin gezin gürültü kirliliği yapmayın evlerin orasını burasını kurcalamayın yeter. Onun dışında misafir perver güler yüzlü insanlar zaten.
Ahmet amcanın yanından ayrılıp hemen girişte gördüğüm yıkık okulun bahçesine çadırımı kurdum. Karanlıktı kurduğumda görmedim yerler sırf dikenmiş. Çadırın içine girince anladım. Bende kaldırıp okulun yanındaki bu dar betona koydum çadırı. Sabah çektiğim fotoğrafıyla çadırın şekli.
Ertesi gün kalkıp evlerin daha ayrıntılı fotoğrafını çektim. Ahmet amcanın söylediği bir başka şeyde şu; herkes bu evlere rum evi diyor ama bunlar rum evi değil hepsi değişik. Osmanlı evleri var bir sürü.
Gezdikten sonra köyün soldaki girişinde tabiat parkı ziyaretçi tanıtma merkezi var oraya gittim. İçerde dondurulmuş hayvanlar tabiat parkının maketi felan var.
Görevli bahçelerine çadır kurabileceğimi söyledi. İyi madem bi gecede burda kalıyım dedim. Kaldım. Birazda köylülerden dinledim. Ertesi sabah erkenden kalkıp tekrar yola koyuldum.









































