En yakın sahil bölgesi Gümüldür olduğu için Gümüldüre gidiyordum. Kısık'a kadar olan kısmı otobandan gittim. Otobanda yol almak güvenli çünkü güvenlik şeridi çok geniş. Ama sağa ayrılan yollardan geçerken dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü trafik çok hızlı ve yol ayrımını geçerken bu hızlı trafiğin içine girmek zorunda kalıyorsun. O yüzden sanki yol ayrımından dönecekmiş gibi devam edip, ayrımın dibine kadar geldikten sonra bisikleti eline alarak karşıya geçmek gerekiyor normal yola.
Otobandan sonrasıda çayırda gezer gibi rahattı. Taaaki bitmeyen yokuş başlayana kadar.

Son 10 km de yol artık inişli çıkışlı bir hale gelmişti. Yokuş çıkamayacağım kadar dikse elime alıp yürüyordum. Artık 8 km felan kalmıştı. Aldım elime bisikleti çıkıyorum. Yokuşun sonu görünmüyor virajlı yol. Virajı döndüm hala yokuş. Şu köşeyide dönüyüm bakıyım dedim. Yok daha beter bi rampa başlıyor.
Böyle böyle saatlerce elimde 30 kilo ağırlıkla yürüdüm. Artık 50 metre gidip 15 dakka dinlenir hale geldim. Çünkü saat öğlen 2 civarıydı ve güneş bütün direncimi tüketiyordu. Her virajdan sonra şimdi bitecek ha gayret diyorum. Yok bitmiyor. Daha beter bir rampa başlıyor.
Suyumda bitmişti saat öğle 3 civarı. Etrafta dağ tepeden başka bişey yok. Milletin arabadan yol kenarına salladığı pet şişelerdeki suları içmeye başladım. Bildiğin kaynar su olmuş oda. İçinde sallama çay demlenir. Yinede içtim vucudun sıvı ihtiyacını karşılamak için.
Artık sineği kovmak için kolumu bacağımı oynatamayacak hale gelmiştim. Her virajdan sonra her çıkışın bi inişi vardır, şimdi bitecek şu dönemeçten sonra diye kendimi avutuyorum. Ama hala yokuş. Artık etrafta daha yüksekte bişeyde kalmadı. Bulutamı çıkacam, 20 metre sonra başlayacak iniş diyorum. Yok gökyüzüne doğru gidiyorum..
Artık sadece meraktan ilerleyebiliyordum. Şu virajdan sonra iniştir belki bakıyım diye. Yoksa hayatta kalkamazdım yerimden. Susuzluk sıcak bi yandan. İnince şöyle su alcam böyle kola alcam dikcem kafaya diye kendimi avutuyorum.
Yol kenarındaki çakılların üzerine uzanmıştım son anlarda. Kırık bira şişeleri vardı yerde. Bacağımı uzattım ama umrumda değil kesilecekmi camdan nolacak. Daha güneşin batmasına vardı panik yapmadım ondan. Bi kamyonete el ederim götürür dedim.
20 dakika felan orda ölü gibi yattıktan sonra yine belki şu dönemeçten sonra iniştir bakıyım dedim. Biraz tırmandım. Karşı tarafta bi araba köşeye çekmiş 2-3 kişi karpuz yiyolar. Su sordum yanlarında suda var. 2 dilim karpuz yedim bi küçük su içtim. Bi küçük su daha verdiler yanıma. İşin komik tarafı adamlar tam inişin başladığı yerde durmuş. Olmasada olurmuş yani. Olmasa daha iyi olurdu hayal ettiğim gibi kafama kola felan dikerdim.
Neyse karpuzlar enerji verdi kolumu bacağımı oynatabilecek hale geldim indim aşşağı.
Elimde 30 kiloyla yürüyerek aştığım dağ bu oluyor
Yaptığım hata biraz teknolojikti aslında. Yolumu belirlerken telefondaki google maps i kullanıyorum. Ama terrain seçeneğini açmamışım. Dümdüz bembeyaz görünüyor harita. Terrain özelliğini açsam hemen anlıycam koskoca dağı aşmam gerektiğini. Sonradan cycleroute.org adresinden yolun iniş çıkış grafiğini çıkardım.
www.cycleroute.org
Zaten arabalar için bile ünlü bir yolmuş burası zorluk açısından.
