Yeni Değil Eski

Fabrika mahallesindeki ucubelerden sıyrılıp normal yola girdiğimde yolun gerçekten kestirme olduğunu anladım. Ancak ben Eski foçaya gidiyordum yol ise Yeni Foçaya. Vardığımda havanın kararmasına 4-5 saat vardı. Hiç tereddüt etmeden ay yorulurmuyum felan diye düşünmeden Yeni Foça- Eski Foça arasındaki inişli çıkışlı yola koyuldum.

Foçaya varma isteğim yürüyerek katettiğim uzun ve dik rampaların yorgunluğunun önüne geçiyordu. Normalde bu tip dik inişi çıkışı olan yorucu bir yol insanın bütün direncini kırar ama ben 3-4 yıldır Ankara İstanbul Ayvalık üçgeninde dolaşıp duruyorum ve Foçaya varmak demek bu kısır döngüyü kırmak anlamına geliyordu benim için. O yüzden hiç sızlanmadan ay yoruldum felan demeden tırmandım dimdik yokuşları. Ön lastik yine patlamıştı ama yanımdaki pompayla 20 dakikada bir hava basarak idare ettim.

Foçaya vardığımda zafer yürüyüşü yapan bir atlet edasıyla çarşıdan geçerken arka tekerimde patladı. Bunu gören bir bar sahibi kendi yamasını verdi ve sakin bir köşeye çekilip ilk yama denemesine başladım.

Yamayı yaparken yavru bir kedi musallat olup lastiğe tırnak atmak, kucağıma oturmak gibi hareketlerle  beni çıldırtmasaydı daha kolay yapardım yamayı. Normalde seviyim desem gelmez bu sefer üstüne su dökmeme rağmen bırakmadı yakamı. Neyse yamayı ters yapıştırmak dışında hiç bir aksilik olmadan başardım.

Hava karardı kararacaktı. Foçaya girdiğimde uzaklardan seçtiğim sahilin diğer ucundaki sahipsiz, hafif tepelik bölgeye çadırımı kurdum.

Denizin hemen dibindeydi ve çeşme duş bakkal gibi imkanlara yakındı. Üstelik manzarasıda güzeldi.

eski foca cadir kampi

eski foca cadir alani

eski foca cadir alani

Fotolarda ön lastik yarılmak üzere olduğu için bisikletçiden 5 tl ye aldığım ikinci el tekeri görüyorsunuz. Ordan burdan bulduğum şeylerlede kendime öğlenleri gölgede oturmak için koltuk yaptım.

Koltuğumda mayışmışken;




















Manzarada böyle çadır alanından;

eski foca cadir kampi

Eski foçanın içi çadır kampı açısından çok zengin bir yer değil. Şehir merkezinin dışında alternatifler var ama. Merkezde ücretli olarak bir tane var. O da benim çadır kurduğum yerin yakınında oluyor. 


Planladığım yol uzundu. Ama acelem yoktu. Foça da sevdiğim bi yer olduğu için bir süre kalmaya karar verdim. Plaj tatili yapmaya uygun bir yer değil burası. Denize girilcek yerler kısıtlı. 

Zamanımı daha çok yol boyunca nasıl yaşayacağımın ne yiyip ne içeceğimin antremanını yaparak geçirdim.

Yanımda taşıdığım iki saklama kabında peynir ve zeytin hep bulunuyor. Peyniri sert ve sarı olan türden seçince 4-5 gün yenilebilecek kıvamda kalıyor. Üçgen peynirlerde saklamak için uygun paketli olduğundan. Zaten peynirin tadı bozuldukça güzelleşiyor. Tatlı ve enerji ihtiyacımı da kuru incirle karşılıyorum. Kuru kayısı yada üzümde olabilir bu. Bunların yanına domates salatalık konserve fasulye tonbalığı artık BİM ve Şokta ne bulursam. Birde iki günde bir felan yarım yağlı süt alıyorum. Nescafe ve çayıda etraftaki kafelerden sıcak su isteyip plastik bardakta hallediyorum. Valla normal yaşamda bu kadar sağlıklı beslenemiyorum.